İnanç Yasası

İnanç Yasası, bizim okuduğumuzdan, işittiğimizden ya da öğrendiğimizden daha çok şey bildiğimizi kabul temeline dayanır. Daha çok şey biliriz, çünkü biz daha öteye bir şeyiz; evrensel bilgelik ile direkt bir bağlantıya sahibiz; yapmamız gereken şey, sadece bakmak, dinlemek ve itimat etmektir.

 

Ancak kendimize inanç duyduğumuz zaman, başkalarına da inanç duyabiliriz. 

ERİCH FROMM

 

Bazılarımız kendimize itimat ettiğimize inanırız, ama daha yakından incelediğimizde, aslında başka birinden -bir kitaptan, bir öğretmenden, bir rehberden- gelmiş zihinsel bilgiye, kuramlara ve inançlara itimat ettiğimizi keşfederiz. Kendine itimat sorunları olanlarımız, bilim adamlarına, uzmanlara, medyumlara, kahinlere, guru’lara ya da bize öğüt verecek ve görüşlerimizi onaylayacak diğer kişilere itimat etme eğilimindeyizdir; kendimizi içimizden başka her yerde arayabiliriz. Bazı insanların güçlerini teslim edişleri gibi, biz de içsel bilgeliğimizi ıskartaya çıkarabilir ve sonra onu başka yerlerde ararız; bir öğretmen ya da seminerden diğerine giden, bizi tatmin edebilecek yeni bilgiler arayan ‘’gerçek arayıcıları’’, spritiüel serseriler veya seminer bağımlıları haline gelebiliriz. Ama onu geniş bir bilgi deposu olarak değil, hepimizin kullanımına açık sonsuz bilgeliğe direkt bir kanal olarak- kendi içimizi keşfedene dek, asla doyum bulmayacağız. Kendimize giden yol için minik bir başlangıcı buraya bırakıyoruz.

Uzman bir rehberlik de kesinlikle bir değere sahiptir, özellikle, gerçek bir bilgeden geliyorsa. Örneğin, iyi bir antrenörle çalışıp zamandan kazanmak varken, tenisi kendi başımıza öğrenmemize gerek yoktur. Ama, kararlarımızın kaynağı ve son söz sahibi olması gereken en derin sezgimize ve bilgeliğimize daha çok itimat geliştirmeye ihtiyacımız var.

Kendine itimat etmek

İnanç Yasası, bize sandığımızdan çok daha fazla bilebileceğimiz olasılığına doğru bir inanç sıçraması yapabilmemiz için, içimizdeki Öz’e (Tanrı’ya) itimat etmemizi hatırlatır. Bununla birlikte, bu yasa, benlik-kavramımızı, kendimizle ilgili görüşümüzü yükseltmekten çok daha fazlasını gerektirir; Öz’ün sadece kendi içimizde değil, başkalarının içinde ve dünyada, her düzeyde iş gördüğünü anlayana dek, itimat sorunu her alanda baskın çıkar.

 

Öz’e itimat etmek, ille de dışımızdaki bir Tanrı’ya inanmayı gerektirmez; daha çok, evrenin doğal bilgeliğine ve yasalarına ve tüm iniş çıkışlarıyla hayatımızın gizemli sürecine itimat etmeyi -nereye adım atarsak, yolun ayaklarımızın altında belireceğini bilmeyi gerektirir.

 

İnanç Yasası, kendine itimat direkt deneyimle gelir, der; yani bize, bir kitap ya da bir öğretmenin verdiği öğütlerden önce kendi deneyimlerimize dikkat etmemizi hatırlatır. Bilgi bize beynimizden gelmez; beynimiz vasıtasıyla gelir. Yani her şeyden önemlisi kendimize inanmak ve deneyimlerimize güvenmektir. Evrenin bütün bilgeliği her birimizde mevcut, sadece açığa çıkmayı bekliyor.

Biz farkında olmadan hayatımızı düzenleyen evrensel yasalar ilginizi çektiyse Yargısızlık Yasası‘na bir bakın.

İnanç Yasası’na uyumlanmamız dileğiyle,

Kaynak; Dan Millman Hayatınızın Amacı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You May Also Like